Aile terapisi nedir?

0 0

Aile terapisi, aileye ruhsal problemlerini çözmek amacıyla uygulanan bir psikolojik yöntemdir. Ailenin
sadece tek bir ferdini etkilemiş gibi görünen bazı rahatsızlıkların kökleri, genellikle aile içerisindeki
bilinçdışı çatışmalara dayanır veya bu çatışmalar tarafından güçlendirilir. Aile terapisti, bu gizli
çatışmaların gün yüzüne çıkartılmasına ve bunların çözülmesine yardımcı olur. Ayrıca aile bireylerinin
birbirlerine karşı açık olmaları ve birbirlerine saygı duymaları konusunda onlara destek olur.
Aile terapisi nedir?
Aile terapisinin kökleri, 1950’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde yürütülen çalışmalara dayanır.
Sosyal Hizmet Uzmanları, daha o tarihlerde hastaların çoğu problemlerinin aile kavramı dahilinde
değerlendirilmesi ve dikkate alınması gerektiğini fark etmişlerdir. Çünkü bir insanın sağlık ve ruhsal
gelişiminde, öncelikli olarak ailesinin ve ardından sosyal çevresinin büyük etkisi bulunmaktadır. Bunun
sonucunda bazı uzmanlar, aileyi de danışma görüşmelerine çağırmaya ve onları da psikoterapi
süreçlerine dahil etmeye başlamışlardır.
Aile terapisi uygulamalarından, bağımsız bir psikoterapi yöntemi olan sistemik terapi geliştirilmiştir. Aile
terapisi ile sistemik terapi yöntemlerinin birbirleriyle çok yakın ilişki içerisinde olmaları nedeniyle, aile
terapistleri aynı zamanda sistemik terapi eğitimi de alırlar. Ancak aile terapisi, herhangi bir terapi
şekline bağlı değildir. Aynı zamanda, bilişsel davranışçı terapistleri, davranış terapistleri,
logoterapistler, varoluşçu ve dinamik yönelimli (psikanalitik psikoterapi) terapistleri de aile terapisi
hizmetleri sunmaktadırlar.
Terapist, hastanın iyileşme sürecinde rol oynayan herkesi, aile terapisine dahil eder. Dar anlamda,
odak noktası sadece aile değildir. Aile terapisinde aile terimi, örneğin Patchwork-Family gibi, farklı
yöntemlerle oluşturulan grupları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Aile terapisi ne zaman yapılmalıdır?
Aile terapisi, genellikle bir kişinin sorunlarının doğrudan ailesiyle ilgili olması durumunda kullanılır.
Özellikle, çocuklarda ve ergenlik dönemindeki gençlerde, ailenin de terapiye dahil edilmesi önemlidir.
Ailenin çocukların gelişimi üzerinde etkisi çok önemlidir. Çocuklarda ve ergenlik dönemindeki
gençlerde görülen ruhsal bozukluklar, bozulmuş aile düzeni ve sistemlerinden kaynaklanabilmektedir.
Örneğin, yemek yeme bozukluğu rahatsızlığı olan gençlerin büyük bir çoğunluğunun, kendi anne ve
babalarında da yemek yeme sorunları, vücut formlarına aşırı önem verme veya yüksek performans
gösterme saplantıları olabilmektedir.
Ancak terapinin amacı, problemlerin asıl sorumlusunun aile olduğunu göstermeye çalışmak değildir.
Aksine, burada asıl amaç olumsuz etkileşimlerin tespit edilmesi ve çözümlerinin araştırılmasıdır.
Aile terapisi, ailenin mevcut düzenindeki değişikliklerin sorun yaratması durumunda da faydalıdır. Aile
terapisti, boşanma durumunda veya ayrılığın ardından aileye yeni bir eşin katılması durumunda aileye
yardımcı olur ve destekler. Benzer şekilde aile fertlerinden birinin ölümü de aile içi dengeleri
bozabilmektedir.
Aile terapisinde ne yapılıyor?
Aile terapisti, ailenin her bir üyesinin durumu ve duyguları ile ilgilenir. Taraf tutmaz. Bu durum,
terapistin bir kişiye ayrıcalık göstermeden, ailenin her bir üyesiyle empati kurmaya çalışması anlamına
gelmektedir. Bu sayede terapist, ailenin her bir üyesinin kendi bakış açısını ve gereksinimlerini
kendisine yansıtabilmesine imkan sağlar.
Aile terapisindeki ilerleme süreci, farklı terapi yaklaşımları doğrultusunda değişiklik gösterebilmektedir.
Farklı ilerleme yöntemlerine rağmen, süreç içerisinde belirli ortak yanlar da bulunmaktadır.
Her bir psikoterapi seansı öncesinde, terapist ile aile üyeleri arasında mutlaka güvene dayanan ilişki
ve iletişim sağlanmalıdır. Aile terapisindeki önemli konulardan biri de, kişiler arasındaki iletişimin
sağlanmasıdır. Bu kapsamda, istek ve ihtiyaçların tam ve net olarak belirtilmemesi nedeniyle,
çoğunlukla yanlış anlama ve yanlış anlaşılma problemleri ortaya çıkmaktadır. Terapinin amacı, mevcut
iletişim tipinin değiştirilmesi ve bu sayede aile içerisindeki ilişkilerin geliştirilmesidir.

Davranış Terapisi (Bilişsel Davranışçı Terapisi) yöntemiyle uygulanan aile terapisi
Davranış terapisi yöntemiyle uygulanan aile terapisinin ana odak noktası, ailenin bir üyesinin ruhsal
problemlerinin hafifletilmesi ve iyileştirilmesidir. Tek kişilik bireysel terapiden farklı olarak, aile de tedavi
sürecine dahil edilir.
Terapist, öncelikle ailenin diğer üyelerine söz konusu rahatsızlığa sahip olan aile üyesinin ruhsal
bozukluğunu anlatır. Bu sayede, ailenin uygun olmayan iletişim kalıplarının veya davranış tarzlarının
kişinin rahatsızlığını ne şekilde etkilediği veya ne derecede güçlendirdiği hakkında bilgi sahibi olmaları
sağlanır. Hep birlikte, problemin mevcut kaynakları ve çözümleri araştırılır. Terapist, bu kapsamda
ayrıca iyi iletişim kurma, stresin üstesinden gelme ve problem çözmeye yönelik beceri ve yöntemlerini
de aile üyelerine öğretir.
Psikanalitik Aile Terapisi
Psikanalitik yönelimli aile terapisinde, aile üyelerinin aralarındaki ilişkiler ön planda yer alır. Terapist,
ailenin içerisindeki dinamikleri anlamak için, hali hazırda konuşulmuş veya henüz konuşulmamış itham
ve suçlama iddialarını araştırır ve inceler.
İlişkilerdeki mevcut güncel problemler Freud’a göre, geçmişte ebeveyn ile çocuk arasında yaşanmış
olan problemlerle ilişkilendirilir. Çocuklukta yaşanmış olan bu çatışmaların etkileri, şu anda devam
edebilmektedir. Terapist, aile ile birlikte bu çatışmaları tespit etmeye ve çözmeye çalışır.
Sistemik Aile Terapisi
Sistemik aile terapistleri, bir bireyin problemlerini hastalıklı bir sistemin semptomu olarak görürler. Aile
üyelerinin durumu ve diğer insanları nasıl algıladıkları ve değerlendirdikleri, bu kapsamda önemli bir
rol oynamaktadır. Terapist, aileyi kendi gözlemlerini sorgulamaya ve diğer bakış açılarını
benimsemeye teşvik eder. Yeni bakış açılarının yardımıyla, aile çare bulamadıkları problemleri
beraberce çözebilirler.
Aile Terapisinin riskleri nelerdir?
Şu ana kadar aile terapisine ilişkin hiçbir özel risk tespit edilmemiştir. Ancak, tüm psikoterapi
süreçlerinde olduğu gibi, aile terapisinin de başarı sağlayacağına dair herhangi bir garanti mevcut
değildir.
Ayrıca, bazı aile üyelerinin psikoterapiye katılmak istememesi de mümkündür. Bu kararın kabul
edilmesi gerekmektedir. Çünkü aile üyelerinin çatışma durumu üzerinde çalışmaya hazır olmaları, aile
terapisinin önemli bir ön koşuludur. Tüm aile üyelerinin, sürekli olarak her seansta hazır bulunmaları
gerekmemektedir. Bazı aile üyeleri değişmeyi isteğinde, bu durum tüm aile üzerinde olumlu bir
dinamik yaratabilecektir.
Değişiklikler, aynı zamanda üstesinden gelinmesi gereken yeni zorlukları da beraberlerinde
getirebilirler. Anlaşmazlık durumlarında insanlar, problemler için bir sorumlu bulma ve onu suçlama
eğiliminde olurlar. Kişiye özel ve özgüveni tehdit etmeyen bir çözüm, en uygun çözümdür.
Aile üyeleri, aile terapisinde daha fazla sorumluluk üstlenmeyi öğrenirler. Burada temel prensip “Bir
anlaşmazlığın daima iki tarafı vardır” ilkesidir. Bu ilke doğrultusunda söz konusu olan artık bir suçlu
bulmak değil, aksine kendinizde neyi değiştirebileceğinizi keşfetmektir.
Aile terapisinde nelere dikkat edilmelidir?
Aile terapisi seansının ardından, mevcut verileri sakince inceleyebilmek için, kendinize yeterli zaman
ayırmalısınız. Bu fırsatı, aynı zamanda diğer aile üyelerine de sağlamalısınız. Bazı durumlarda,
uygulanan terapiye bağlı olumlu değişimler hemen meydana gelir. Aile içerisindeki dinamiklerin
yıllardır var olmaları nedeniyle, değişmelerinin de zamana ihtiyacı olacaktır. Bu nedenle tüm aile
dinamiklerinin, aile terapisiyle hemen tek seferde değişmeleri beklenmemelidir.

(Yayınlanan yazılar kaynak göstermeden, izinsiz kullanılması, kopyalanması ve kullanılması 5846
sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Yayınlanan yazılar, makaleler, haberler kaynak
gösterilerek içeriği değiştirilmemek şartıyla yayınlanmasına izin verilmektedir.)
Abdullah ÖZER
Sosyal Çalışmacı, Bilim Uzmanı (Klinik Psikoloji)
Eğitimini almış olduğu Psikoterapi Ekolleri:
 Focusing (DFI)
 Pozitif Psikoterapi (WAPP)
 Psikodinamik Psikoterapi (CSU)
 Ego State Terapi (EST-DE/ESTI)
 Ericksonian Psikoterapi (M.E.G.-DE)
 Logoterapi ve Varoluşçu Analiz (VFI-Wien)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.