Anksiyetede kontrolü elinize alın

0 0

Anksiyete, insanlığın varoluşundan bu zamana insanlara eşlik eden anlamlandıramadığı sebepsiz korkulardır. Bazı kişiler daha az anksiyete yaşarken bazı kişiler ise çok şiddetli anksiyete yaşayabilirler. Anksiyete bozuklukları, bu korkuların daha alevli olduğu kişiyi günlük işlevlerinden uzaklaştıran hastalıkların bütününe verilen isimdir.

Mesela anksiyeteli bir çocuk, ebeveynlerinden biri geç kalınca ya da telefonuna yanıt vermeyince aniden kötü şeyler olduğuna dair endişeler duyabilir ve bütün aileyi ayaklandırabilir. Gece telefon çaldığında kötü haber alacağı gerekçesiyle telefona yanıt vermeyebilir. Başka bir anksiyete bozukluğunda da kişinin ansızın anlamlandıramadığı şekilde kalbinde çarpıntı hissi başlar. Bu kişi kalp krizi geçirdiğini düşünerek kendini acil servise atabilir. Hatta bazı kişilerin asansöre binemediği, yardım alamayacağını düşündüğü kapalı alanlarda kalamadığı görülebilir.

Başka bir grup anksiyete bozukluğunda ise hasta rezil olacağı düşüncesiyle toplum içine giremeyebilir. Yeni kişilerle tanışamayabilir, misafirine çay götüremeyebilir. Bunların hepsi anksiyete bozuklukları olarak sınıflandırılır.

Her 20 insandan birinde görülen bu bozuklukların tedavisi de oldukça basittir. Anksiyete atağını deli dolu koşan bir at olarak nitelendirebiliriz. Anksiyete atağı sırasında kişinin vücudunun kontrolünün kendisinde olduğunu düşünmesi atağının azalmasına yardımcı olabilir. Vücuduna odaklanmak, ellerini açıp kapatmak, nefes egzersizlerini uygulamak deli dolu koşan bu atı sakinleştirme konusunda işe yarayabilir.

Marketlerde satılan papatya çaylarından günde iki defa içmek endişeyi azaltmada oldukça etkilidir. Bazı olgularda ise bu yöntemler bir işe yaramayabilir. Bu olgular da konuşarak tedavi yöntemi olan psikoterapi yöntemleriyle, bazen de ilaçlar ile oldukça basit şekilde tedavi edilmektedir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.