Ereksiyon olamama ve ereksiyon bozukluğu nedir?

0 0

Ereksiyon olamama sorunu

Ereksiyon Bozukluğu nedir?

Başarısızlık korkusu, reddedilme, kendi değersiz hissetme, stres, depresyon ve eşler arasındaki sorunlar gibi psikolojik faktörler, ereksiyon bozukluklarına yol açabilmektedir. Aynı zamanda, tamamen organik nedenlere dayanan yetersizlik sorunları da psikolojik problemlere yol açabilmektedir. Oluşan bu psikolojik problemler de mevcut yetersizlik sorunlarını, daha da güçlendirebilmektedir.

Tekrardan başarılı bir cinsel hayata kavuşabilmek için, bu problemlerin gözardı edilmemesi gerekmektedir. Ancak, her psişik problem her zaman yoğun bir psikoterapi gerektirmemektedir. Psikoterapi hizmetlerinden yardım alma ve cinsel terapilerin yardımıyla birbirlerini destekleyen çözümlerin kademeli olarak bir arada uygulanması, en mantıklı ve olumlu sonucu sağlayacaktır.

Ereksiyon bozukluklarının psikolojik nedenleri

Erkeklerin büyük çoğunluğu, hekim tarafından ereksiyon bozuklarının psikolojik durumlarıyla ilişkili olduğunun söylenmesinden çok etkilenirler. “Psikolojik kaynaklı” durum ifadesi, “insanın” kulağına sanki sıradan “normal” bir insan değilmiş gibi gelmektedir. Elbette hiç kimse “anormal” olmayı istemez. Bu nedenle de, öncelikle bu ifadenin gerçekte ne anlama geldiğinin açıklaması yararlı olacaktır.

Normal olarak, beynimiz cinsel tahrik unsurlarını (örneğin; arzulanan bir kişiyi görmek, dokunmak, belirli kelimelerin kullanılması, fantezilerin düşünülmesi) sinir sisteminde belirli sinyallere dönüştürür ve bu sinyaller de ereksiyonu tetiklerler. Bu, elbette otomatik olarak gerçekleşmez, beynimiz öncellikle mevcut durumda ereksiyonun “uygun olup olmadığını” ve bunu isteyip istemediğimizi kontrol eder. Psikolojik kaynaklı (psikojen) ereksiyon bozukluğu durumlarında, cinsel tahrik unsurları cinsel uyarılmayı sağlayan sinir sinyallerinin oluşmasını sağlamazlar.

Cinsel tahrik unsurlarının arzu edilen etkiyi göstermemesinin birçok nedenleri olabilmektedir.

Bu nedenlerden en önemli ve sık görülenleri şunlardır:

  • Eşler arasındaki problemler
  • Birbirlerine yeterince zaman ayıramamaları, birlikte yaptıkları faaliyetlerinin olmaması, yakınlaşma ve iletişim eksikliği
  • Kendi duygularını, arzularını, ihtiyaçlarını, beklentilerini ve ilgi alanlarını yeterince anlatamama veya belli edememe
  • İletişimdeki olumsuz davranışlar (eşine karşı huysuz davranma, küfretme gibi)
  • Evlilikten beklentilerinin farklı olması veya çocuk isteği
  • Eşlerden birinin sağlık problemleri olması
  • Görev paylaşımından memnun olmama
  • Rutinlik, sıkılma ve ritüellerin çıkmaza girmesi
  • Birbirine karşı hissedilen sevginin azalması
  • Kıskançlık, evlilik dışı ilişkiler
  • İşini kaybetme korkusu veya işyerinde uygulanan baskı nedeniyle hissedilen stres ve korku
  • Yaşanan mali zorluklar
  • Beğenilmeme veya başarısız olma korkusu, gerçekçi olmayan beklentiler, cinsel açıdan yeterince tecrübeli olmama, yeni bir ilişkinin başlangıcında hissedilen zorluklar
  • Depresyonlar
  • Travmatik cinsel deneyimler
  • Cinsel eğilimlerdeki belirsizlik
  • Cinsel Mitler

Psişik kaynaklı nedenler, uzun süre organik kaynaklı olmayan tüm rahatsızlıklar için sorunları içerisinde toplanmaya yönelik bir havuz olarak görülmüştür. Günümüzde ereksiyon bozuklukları, şu anda prensip itibarıyla çok faktörlü, bir başka deyişle birden çok nedene bağlı bir rahatsızlık olarak değerlendirilmektedir. Bunun anlamı, özellikle başlangıçta sadece organik kaynaklı olarak ortaya çıkan bir ereksiyon bozukluğunun ardından bazı psişik problemlerin de peşi sıra oluşmasına yol açabildiği ve oluşan bu yeni psişik sorunların da mevcut ereksiyon bozukluğunun devam etmesine veya daha da güçlenmesine neden olabildiğidir. Bu durum, özellikle beğenilmeme ve başarısız olma korkusu örneğinde açık ve net olarak görülebilmektedir. Bir veya birden fazla defa başarısız olma durumu, ilgili erkeğin bir sonraki cinsel ilişki öncesinde ve sırasında tekrardan başarısız olma korkusu hissetmesine neden olabilmektedir. Ancak, bu korku ve yoğun bir şekilde kendi kendini durumunu izleme ve kontrol etme baskısı, ereksiyon yeteneğinin üzerinde olumsuz etki yaratmakta ve başarısızlığa yol açmaktadır. Bu durum, insanın kendisini bir kısır döngü içerisinde bulmasına neden olmaktadır. Başarısız olma korkusu, başarılı bir ereksiyonu önlemektedir. Bu durumda, ilgili kişinin bir sonraki cinsel ilişkide daha büyük korkular hissetmesine neden olmaktadır.

Organik kaynaklı bir ereksiyon bozukluğunda, rahatsızlığın gerçek nedenlerinin giderilmesi her zaman mümkün olmamaktadır. Buna karşın, psikolojik kaynaklı ereksiyon bozukluklarında ise başarıyla mücadele edilebilmektedir. Bu nedenle de, psikojen ereksiyon bozuklukları korkulmaması gereken rahatsızlıklardır.

Ereksiyon probleminde ne işe yarar?

Mevcut ilişkinizde ya da yeni başlamış olan ilişkinizde ereksiyon problemi yaşama durumu

Erkekler çoğu zaman ilk defa cinsel ilişkiye girdikleri sırada yaşanan ereksiyon bozukluklarından bahsetmektedirler. Ereksiyonun gerçekleşmemesi durumunda ilgili kişinin aklı karışır ve bu durumdan korkar. Çoğu kadın bunun nedenini kendi hareket ve davranışlarına arar veya yeterince çekici olmadığını düşünür ya da cinsel ilişkiye girdiği partnerini yeterince tahrik edemediğinden kaygılanır. Bu tip ereksiyon problemleri, oldukça deneyimli erkeklerde, genç yaştaki erkeklerde ve bazı erkeklerin daha ilk seks deneyimlerinde bile baş gösterebilmektedir.

İki insan, birbirlerine seks sırasındakinden daha yakın olmaları mümkün değildir. Elbette, karşılıklı güven ve birbirini iyi tanıma durumu başlangıçta henüz mevcut değildir ve ilişkinin sürmesi durumunda, bunlar zamanla gelişecek olgulardır. Eşlerin her ikisinin de farklı tecrübeleri ve beklentileri vardır. Her birinin farklı davranış kalıpları, arzuları ve fantezileri vardır. Erkek, partnerine elbette cinsel açıdan farklı bir şeyler sunmak ister. Bu da partnerinin beklentilerini karşılayamama korkusu ve stres oluşmasına neden olur. Zevk ve istek ne kadar artarsa artsın, penisin bunu ereksiyon bozukluğuyla cevaplaması mümkündür.

Özellikler genç erkeklerin ilk cinsel deneyimlerinde korkuya kapılma veya prezervatif kullanımı gibi diğer bazı etkenler de problemin daha da güçlenmesine neden olabilmektedir. Başarısız bir tecrübe yaşanması, bir sonraki deneyim öncesinde de stres yaşanmasına ve sürekli penisinin tepkilerini izlemesine ve kontrol etmesine yol açmaktadır. Bu istemsiz gerçekleştirilen davranış da tam aksine ereksiyonun oluşmasının engellenmesine neden olmaktadır. Erkeklerin büyük çoğunluğunda, bu korkunun eşe veya partnere karşı duyulan güvenin artmasıyla birlikte kaybolmakta ve söz konusu ereksiyon bozukluğu kısa sürede kendiliğinden yok olmaktadır. Ancak erkeğin kendisini bir kısır döngü içerisinde bulduğu sürekli başarısızlık yaşanması durumu da söz konusu olabilmektedir.

Mevcut bir ilişkinin üzücü bir şekilde sonlanmış olması durumunda, ardından yaşanan yeni bir ilişkide ereksiyon bozukluğu yaşanması durumuyla, özellikle eski ilişkideki problemlerin cinsel bozukluklara neden olmaya başlamış olduğu durumlarda, karşılaşılmaktadır. Bu tip olumsuz cinsel deneyimler, genellikle bilinçdışında gelişir ve yeni ilişkilere aktarılır.

Neler yardımcı olabilir?

Eşler arasındaki açık ve net konuşmalar, bozuklukların giderilmesine yönelik en önemli şart ve koşuldur. Problemlerin giderilmesi bakımından, susmanın ve sessiz kalmanın hiçbir faydası ve yararı yoktur. Aynı zamanda, her şeyin kendiliğinden düzeleceğini ümit etmek de çoğu zaman yanıltıcı olabilmektedir. Kendi duygularınızı, isteklerinizi, beklentilerinizi, kaygılarınızı veya korkularınızı, kolayca anlaşılabilir şekilde formüle ederek eşinizle veya partnerinizle konuşmak, eşlerin arasında başarılı, sevgi ve güven dolu bir ilişkinin oluşturulmasını ve ereksiyon problemlerinin kendiliğinden ortadan kaybolmasını sağlayacaktır.

Ancak söz konusu bozuklukların tüm bunların gerçekleştirilmesine rağmen halen devam etmesi durumunda, eş veya partner olan taraf için onun üzerindeki baskıyı hafifletmeye yönelik olarak yapabileceği bazı şeyler vardır. Seks, geniş bir yelpazeye yayılan bir çok farklı oyun ve tecrübeye keşfedilen davranış şekillerinden oluşur. Cinsel temas, bir başka deyişle penisin vajinanın içerisine sokulması (penatrasyon) ise bu oyunların arasından sadece bir tanesidir. Ereksiyon sadece penatrasyon için gereklidir. Diğer oyun çeşitlerinde ise, ereksiyon mutlaka gerekli olan bir unsur değildir. Çiftler, ellerini, dudaklarını, ağızlarını ve dillerini kullanarak birbirlerine dokunup, birbirlerini okşayarak arzu edilen haz ve zevki yaşayabilir ve eşlerine yaşatabilirler. Bu haz ve zevkler, her iki partnerin de orgazma ulaşmasını sağlayan seviyelere ulaşır. Orgazm için mutlaka penisin erekte olmasının gerekmediğini bilmek, ereksiyon problemi yaşayan erkeğin rahatlamasını ve üzerindeki baskının zamanla yok olmasını sağlar.

Bu gevşeme ve rahatlama durumu erkek olan tarafın muhtemelen kaybetmiş olduğu özgüvenini yeniden kazanmasını sağlar. Eşin veya partnerin vücudunu keşfetmek, özellikle zevk aldığı noktaları bulmak, onun zevk aldığını hissetmek ve bunları birlikte keşfetmek, oldukça heyecan verici olabilmektedir. Genç erkeklerde nadir görülen herhangi bir organik kaynaklı problem bulunmadığı sürece, cinsel ilişkiyi kolaylaştıran bu oyunların yardımıyla, ereksiyonlar da zaman içerisinde tekrardan gerçekleşecektir.

Eşlerin, cinsel ilişkilerini bir süreliğine ereksiyon gerektirmeyen bu tür oyunlarla sınırlandırması yararlı olabilir. Bu süreç içerisinde cinsel birliktelikte ana hedef, penisin vajinaya girmesi olarak düşünülmemelidir.

Cinsel Danışmanlık ve Cinsel Terapi hizmeti

Danışmanlık hizmetleri, başarılı ve huzur veren bir cinsel hayat yaşayabilmenin önündeki engellerin tespit edilmesi ve bunların ortadan kaldırılmanın yöntemleri üzerine odaklanır. Bu tip engellerin arasında, cinsel yaşama ilişkin gerçekle bağdaşmayan düşüncelerin oluşturulması, performansının yetersiz olacağından korkulması, eşin istek ve arzularına ilişkin yanlış modellerin oluşturulması, eşlerin kendi aralarında birbirlerinden ilişkiye yönelik beklentilerini konuşmamış olması ve aralarında bazı anlaşmazlıkların bulunması gibi, nedenler yer alabilmektedir. Danışmanlık hizmetleri kapsamında, ayrıca eşlerin arasındaki ilişkiyi ve cinsel yaşamı kolaylaştırabilecek ve zenginleştirebilecek hedef odaklı tavsiye ve öneriler de sağlanmaktadır.

Cinsel danışmanlık, seanslara çiftlerin bir arada katılmaları durumunda daha faydalı ve etkili olmaktadır. Ancak danışman tarafından bazı durumlarda eşlerden sadece biriyle görüşme yapılmasını da önerebilmektedir. Aynı zamanda, sabit ve kalıcı bir ilişkisi olmayan kadınlar ve erkekler de, cinsel danışmanlık hizmetlerinden yararlanabilmektedir.

Cinsel danışmanlık uygulamasında (cinsel terapide de olduğu gibi), öncelikle danışmanlık hizmetinin amacı ve danışmanlık hizmetinin kapsamı açık ve net olarak tespit edilir. Bu sürenin yarısına gelindiğinde, bir ara değerlendirme yapılmasında fayda vardır. Başarılı bir cinsel danışman, danışmanlık hizmetinin tek başına yeterli olup olmayacağını veya problemlerin bir terapi programını gerektirecek kadar daha derin ve yoğun olup olmadıklarını hızlı kısa bir şekilde teşhis ederler. Ne tip bir terapi programının uygulanacağı, tespit edilen problemlere bağlıdır. Ayrıca uygulanması gereken terapi, her zaman cinsel terapi olmayabilmektedir

Ereksiyon bozuklukların organik nedeni nedir?

Ereksiyon bozuklukları, diyabet, koroner kalp rahatsızlığı veya atardamar sertleşmesi gibi başka bir tehlikeli ve henüz daha tespit edilmemiş bir rahatsızlığın erken teşhis edilebilmesine de öncülük edebilmektedir. Bu nedenle, ereksiyon bozukluklarının nedenlerinin tıbbi olarak tespit edilmesi çok önemli ve gereklidir. Lütfen, zamanında Uzman Hekim tarafından gerçekleştirilecek ürolojik muayenenizi olunuz ve ileri tarihlere ertelemeyiniz!

Yalnız değilsiniz ve bu sorunu tek başına çözmek zorunda değilsiniz.

Örneğin sadece Almanya’da yaklaşık 5 milyon erkeğin ereksiyon sorunları bulunmaktadır. Bu yüzde de Almanya’daki 30 ile 80 yaş arasındaki tüm erkeklerin yaklaşık olarak %20’sine denk gelmektedir.

Ereksiyon bozukluklarının organik nedenleri nelerdir?

Ereksiyon bozukluklarının organik nedenleri, aşağıda belirtilen farklılıkları göstermektedir:

  • Yetersiz (arteriyel) veya aşırı (“venöz sızma” olarak anılan) kan akışından kaynaklanan dolaşım sistemi bozuklukları
  • Merkezi veya periferik sinir sistemindeki (nörojen nedenler) hasarlar
  • Hormonal bozukluklar (endokrin nedenler)
  • Erekte olan dokularda oluşan hasarlar (kavernöz nedenler)
  • Yüksek tansiyon (arteriyel hipertansiyon)
  • Kandaki yağ ve kolesterol değerlerinin artması (hiperlipidemi)
  • Arterlerin sertleşmesi (arteriyoskleroz, ateroskleroz)
  • Şeker hastalığı (diyabet mellitus)
  • Küçük pelvis bölümündeki ameliyatlar ve ışın uygulamaları: Prostat, bağırsak, mesane
  • MS hastalığı (Çoklu Skleroz), Morbus Parkinson, Multi sistem atropisi (MSA)
  • Testosteron noksanlığı (hipogonadizm), çok yüksek prolaktin değeri (prolaktinomanın neden olduğu hiperprolaktinemi)
  • Omurga veya pelvis yaralanmaları, parapleji, diskler arasındaki fıtık oluşumları
  • Tiroit bezi fonksiyonu yetersizliği (hipotiroidizm) ve tiroit bezi fonksiyonu aşırılığı (hipotiroidizm)
  • Prostat iltihaplanması (prostatit)
  • Karaciğer ve böbrek problemleri
  • Uyku apnesi
  • Obezite
  • Nikotin kullanımı, aşırı alkol kullanımı ve uyuşturucu kullanımı

Öncelikle ereksiyon bozukluğu olarak ilk emarelerini gösteren rahatsızlıklar, sadece dolaşım sistemi hastalıkları değildir.

Yukarıda risk faktörleri olarak belirtilen hastalıkların büyük çoğunluğunda ilk emare olarak ereksiyon bozukluğu görülebilmektedir.

Bu nedenle yukarıda belirtmiş olduğumuz tavsiyemizi burada tekrarlamak istiyoruz.

Bir ayı aşan bir süre baş göstermeye devam eden ereksiyon bozukluklarını hafife almayınız ve derhal uzman bir doktora (ürolog veya androlog (erkek hastalıkları uzmanı)) gitmelisiniz. Tüm organik nedenlerin elenmesi ve ereksiyon bozukluğuna yol açan hiçbir organik nedenin tespit edilmemesi durumunda, gereken eğitimi almış uzman bir cinsel danışmana veya cinsel terapiste başvurunuz.

Cinsel Performans Artırıcı Ürünler Hakkında

Ereksiyon bozukluklarına yönelik “doğal çözüm” sunan reklamlara karşı dikkatli olun.

Bazı reklamlar ereksiyon bozukluklarına yönelik “doğal çözüm” sundukları iddia ederler ve bunu o kadar abartılı bir şekilde yaparlar ki neredeyse herkes bunun gerçekleri yansıtmadığını ilk bakışta kolayca fark edebilmektedir. Ancak bazılarının hemen fark edilmesi kolay olmayabilmektedir. Örneğin;

“Tamamen bitkisel olduğu için yan etkisi yoktur”

Bu ifade yanlış. Bitkilerin de önemli yan etkileri ve diğer ilaçlarla tehlikeli etkileşimleri olabilir.

“Bilimsel olarak test edildi”

Çoğu üretici, piyasaya sunduğu ürünlerin etkisinin bilimsel çalışmalarla kanıtlandığı izlenimini vermeye çalışır. Bu doğrultuda kendilerine soru yöneltildiğinde, iddia edilen çalışmaların aslında hiç olmadığı veya sadece belirli bir bileşenle ilgili olduğu veya ürünün etkinliğinin kanıtlaması bakımından kesinlikle yetersiz bir bilimsel çalışmanın yapıldığı, kolayca tespit edilebilmektedir. Birkaç istisna dışında, bu ürünler bakımından kapsamlı bir klinik çalışma mevcut değildir.

Bazen “Uzmanlık alanlarının öncüsü olan doktorların tavsiyesi” gibi ifadeler kullanırlar, fakat bu doktorların kim olduklarını hiçbir zaman açıklamazlar. Bazen de “Dünyaca ünlü cinsel yaşam araştırmacısı” şu isimdeki uzmanlık dergisindeki makalelerinde ürünü tanıttı gibi, ifadeler kullanırlar. Ancak bu dünyaca ünlü seksologları ne internet üzerinde araştırdığınızda ne de ilgili literatürü incelediğinizde hiçbir bilgi bulamazsınız.

“%100 etkili”

Ereksiyon bozukluklarının birçok bedensel ve ruhsal nedenleri olabilmektedir. Bu nedenle tüm bu nedenlerin hepsine birden etki edebilecek ve faydalı olabilecek herhangi bir ilacın veya maddenin mevcut olması mümkün değildir. PDE5 inhibitörleri dahi (Viagra, Cialis gibi) erkeklerin ancak yüzde 70 ile 80’i arasındaki bir bölümünde etkili olabilmektedir. Bu nedenle, doğal bir maddenin yüzde 100 etkili olduğunu vaat etmek tamamen kasıtlı ve yanıltıcı bir ifadedir.

“Para iadesi garantili”

Bu iddia öncelikle kulağa ikna edici ve ciddi bir ifadeymiş gibi geliyor. Ancak satıcı tarafından satış işlemleri özellikle internet üzerinden gerçekleştiriliyorsa (ve genellikle durum böyledir), söz konusu ürünün etkisi tatmin edici olmadığında, ödenen bedelin gerçekten iade edilip edilmeyeceği kesin değildir. Ayrıca ürünle derdine deva bulamayan hiçbir erkek ödemiş olduğu satın alma bedelinin iade edilmesiyle uğraşmaz ve buna ayıracak enerjisi de yoktur.

PDE5 inhibitörlerinin onay çalışmalarına katılan erkeklerin yaklaşık %30’una sahte ve hiçbir etkisi olmayan (plasebo) ilaçlar verildiğinde katılımcılar ilacın etkisinden memnun kaldıklarını belirtmişlerdir.

“İnsanı utandıran doktor ziyaretlerini gerektirmez”

Ereksiyon bozukluğu, diyabet, arteriyoskleroz veya koroner kalp rahatsızlığı gibi tehlikeli, fakat henüz tespit edilmemiş bir hastalığın ilk ve önemli bir emaresi olabilir.

Bu tip problemler ne kadar erken teşhis edilirlerse tedavi edilmeleri veya kontrol altına alınmaları da o kadar başarılı olabilmektedir. Uzun bir süredir ereksiyon bozukluğu sorunları olmasına rağmen, doktora gitmek yerine, piyasada serbestçe satılmakta olan cinsel gücü arttırma ürünleriyle bu semptomların üstesinden gelmeye çalışanlar, kendi sağlıklarını tehlikeye atmış olmaktadırlar.

Bu nedenle, ereksiyon bozukluğu problemi yaşayan her erkeğin mutlaka bu alanda tecrübeli bir üroloğa veya androloğa (erkek hastalıkları uzmanı) başvurması ve söz konusu ereksiyon bozukluğunun herhangi bir organik nedeninin bulunmadığının uzman doktor tarafından tespit edilmesi durumunda ise, hızlı bir şekilde, bir cinsel danışmana veya cinsel terapi uzmanına başvurmalıdır.

“İnsanı utandıran doktor ziyaretlerini gerektirmez” ve benzer şekillerdeki reklam amaçlı sloganlar kullanılarak, birçok erkeğin vaktinde bir doktora başvurması engellenerek kişiler suiistimal edilmektedir.

Ereksiyon bozukluğunun önlenmesi için neler yapabiliriz

Ereksiyon (sertleşme sorunu) bozukluğunun önlenmesi için:

Hiç bir ereksiyon probleminiz yok mu? Harika, cinsel hayatınızın tadını çıkarın! Bu durumun sürekliliğini sağlamak için, yapabileceğiniz çok şey var. Damarlardaki değişimler (atardamar sertleşmesi = arteriyoskleroz), ekseriyetle ereksiyon bozukluklarına neden olurlar. Atardamar sertleşmesinin önlenmesine yardımcı olabilecek her şey, aynı zamanda ereksiyon bozukluklarına yol açabilecek tehlikelerin de azaltılmasını sağlar.

Gösterdiğiniz tüm özen ve dikkate rağmen, herhangi bir anda ereksiyon bozukluğuna sahip olup olamayacağınızdan elbette emin olamazsınız. Bu nedenle, böyle bir duruma hazırlıklı olmak önemlidir.

Sağlıklı yaşam…

Atardamar sertleşmesine yönelik, bir dizi risk faktörleri mevcuttur:

  • Sigara içmek
  • Yüksek tansiyon
  • Yüksek kolesterol değerleri
  • Obezite
  • Hareket eksikliği
  • Stres
  • Şeker hastalığı (diyabet mellitus)
  • Kalıtsal yatkınlık

Arterlerin sertleşmesinin önlenmesi ve aynı zamanda ereksiyon bozukluklarına yönelik risk faktörlerinin de mümkün olduğunca azaltılması anlamına gelmektedir.

Bu, özellikle şu anlama gelir:

  • Sigara içmeye son verin.
  • Alkol tüketimini azaltın.
  • Düzenli olarak hareket etmeye ve egzersizler yapmaya çalışın, asansörleri ve yürüyen merdivenleri kullanmaktan kaçının, yürüyüş yapmaya veya bisiklete binmeye hafta içerisinde mümkün olduğunca fazla süre ayırın.
  • Yemek programınızı, olabildiğince yüksek lifli ve az yağlı yiyeceklerle oluşturun.
  • Fazla kilolarınızdan kurtulun.
  • Tansiyonunuzu ve kandaki yağ seviyenizi düzenli olarak kontrol edin.

İlişkinin canlı tutulması

Tecrübe ve deneyimlerimiz, cinsel hayatları hakkında konuşabilen çiftlerin cinsel işlev bozukluklarına (ereksiyon bozukluğu gibi ilişkin sorunları önemli ölçüde daha az yaşadıklarını göstermiştir. Oysa cinsel hayatları hakkında konuşmayan ve konuşamayan çiftlerde ise cinsel işlev bozuklukları bir felakete dönüşmektedir.

Çiftler arasında iletişimin sağlanmasına ve sürdürülmesine yönelik öneriler:

Haftada bir kez, rahatsız edilmeden aranızda konuşabileceğiniz bir görüşme zamanı ayırın. Bu kapsamda, geçen haftanın nasıl geçtiğini, sizi nelerin mutlu ettiğini, nelerin kızdırdığını, nelerin üzdüğünü ve nelerin eksikliğini hissettiğinizi anlatın.

Bu kapsamda, geriye dönük bu değerlendirmenin yanı sıra, elbette geleceğe dönük beklenti ve hedefler de dile getirilmelidir. Örneğin: Kendimi daha iyi hissetmek için, başka nelere ihtiyaç duyuyorum, geleceğe dönük olarak neleri yapmaktan kaçınmalıyım, ne gibi hedeflerim olmalı gibi soruları da değerlendirmelisiniz.

Birlikte kitap okuyun, beraberce sinemaya veya tiyatroya gidin ve ardından, karşılıklı konuşarak yaptığınız faaliyet veya gittiğiniz etkinlik hakkındaki düşüncelerinizi paylaşın.

Birbirinizle sizi heyecanlandıran şeylerin neler olduğunu ve nelerin ruh durumunuzu rahatsız ettiğini, neleri denemek istediğinizi, neleri hiç sevmediğinizi ve nelerden zevk aldığınızı anlatarak, eşinizle veya partnerinizle cinsel hayatınız hakkında konuşun.

Yayınlanan yazılar kaynak göstermeden, izinsiz kullanılması, kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Yayınlanan yazılar, makaleler, haberler kaynak gösterilerek içeriği değiştirilmemek şartıyla yayınlanmasına izin verilmektedir.

Abdullah ÖZER

Sosyal Çalışmacı, Bilim Uzmanı (Klinik Psikoloji)

Eğitimini almış olduğu Psikoterapi Ekolleri:

  • Focusing (DFI)
  • Pozitif Psikoterapi (WAPP)
  • Psikodinamik Psikoterapi (CSU)
  • Ego State Terapi (EST-DE/ESTI)
  • Ericksonian Psikoterapi (M.E.G.-DE)
  • Logoterapi ve Varoluşçu Analiz (VFI-Wien)
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.