Focusing psikoterapisi nedir?

0 0

Focusing:

Focusing, varoluşçu felsefeden ortaya çıkmış, bilimsel olarak doğrulanmış ve klinik olarak kanıtlanmış psikoterapötik bir yöntemdir.
Focusing, Prof. Dr. Eugene Gendlin tarafından, Chicago Üniversitesi’nde geliştirilmiştir.
Focusing, Eugene Gendlin Focusing Enstitüsü Türkiye’de uygulanır, öğretilir ve geliştirilir.
Focusing, hayatın her alanında, her soruda ve her meslekte kullanılabilir.
Focusing, kişisel değişimin temel sürecini tanımlar.
Focusing, sistematik olarak sezgiyi erişilebilir kılar.
Focusing, yaratıcılığın, yenilikçiliğin ve karmaşık durumlarla uğraşmanın gerekli olduğu tüm alanlarda değerli bir araçtır.
Focusing dikkatinizi bedeninize – tam olarak ne olduğunu bile bilmeden anlamlı bir şey hissettiğiniz yere – yönlendirmeye davet eder. Hâlâ sözsüz olanla bu dikkatli alanlarda olabilmeye, yeni şeyler getiren adımlar ortaya çıkarmayı sağlar.
Focusing Psikoterapi (Focusing odaklı Psikoterapi) yöntemini öğrenmek için bizim eğitimlerimize katılabilirsiniz.
Focusing yöntemini aynı şekilde Danışmanlık ve yaşam koçluğu eğitim alarak öğrenebilirsiniz.

Focusing dünya çapında kullanılır:

• Danışmanlık, koçluk, psikoterapi ve süpervizyon alanlarında
• Psikososyal meslek alanlarında
• Önleyici sağlık hizmetlerinde (stresle başa çıkma, farkındalık eğitimi, rahatlama, fiziksel iyilik hâli gibi)
• Beden odaklı mesleklerde (fizyoterapi, osteopati, Shiatsu, Feldenkrais, yoga, …)
• Manevi uygulamada (meditasyon, manevi danışmanlık)
• Diğer birçok profesyonel ve kişisel durumda

Focusing, 1926 yılında Viyana’da doğan filozof, psikolog ve psikoterapist Eugene T. Gendlin tarafından geliştirilmiştir. Gendlin, başlangıçta danışan odaklı psikoterapinin kurucusu Carl Rogers için çalışmıştır. Ardından Chicago Üniversitesi’nde Rogers’ın boşalan kürsüsünde ders vermiştir.

Günümüzde Focusing, 40’tan fazla ülkede hem psikoterapi hem de danışmanlık ve yaşam koçluğu sektörlerinde öğretilip uygulanmaktadır.

Focusing ve Focusing terapi, insanın hümanist şekilde ele alan (hümanist psikoloji ile karakterize edildiği gibi) ve hem teoride hem de pratikte fenomenolojik ve beden odaklı bir yaklaşımla bağlantılıdır. Dilthey, James, Husserl, Wittgenstein gibi isimlere dayanan dayanan Gendlin’in bağımsız “bedenle ilgili felsefesi”, post modernizmin göreliliğinin üstesinden gelir, metotla bütünleşik bir tarzda evrensel bir kişilik değişimi sürecini başlatan, eşlik eden ve destekleyen bir psikoterapötik uygulama için teorik temel sağlar.

Focusing pratiğinin teorik arka planının başlangıç noktası, Gendlin’in deneyimleme (experiencing) ve onun (dilsel) simgeleştirmesi arasındaki ilişkinin felsefî olarak yorumlanmasıdır.

Geçerli ifadelerin ne şekilde ortaya çıktığı sorusunu araştırmak Gendlin’i, karmaşık bir deneyim teorisinin formülasyonuna götürmüştür (“Deneyimleme Teorisi”, Gendlin, 1964). Bu teoride, sembolik, sembolize edilmiş, yani zaten bilinen ve söylenebilir (explizit) ile örtük yani henüz sembolize edilmemiş, hissedilmiş, ancak henüz isimlendirilmemiş (implizit) deneyim ayırt edilebilmektedir.
Henüz tanımlanmamış ama zaten hissedilmiş “şey” (Felt Sense) ile bilinçli ve kasıtsız olarak olma ile (o anda kalmada), örtük deneyim ortaya çıkar. Bu, çeşitli simgeleştirme çabalarıyla (kelimeler, duygular, iç imgeler, fiziksel dürtüler), örtük (katlanmış) anlamın açıkça bilindiği ve ifade edilebildiği ileriye dönük adımlardan oluşan, kendi kendine dinamik bir süreçten oluşmaktadır.

Elbette bu süreç psikoterapide de belirleyici bir rol oynamaktadır. Danışanlar kendileri için çözülemeyecek problemlerden muzdariptirler. Problemleri hakkında bildiklerinin, problemle ilintili olan şeylerin, aynı zamanda her zaman örtük (önceden hissedilen, ancak henüz bilinmeyen) yönler de içermektedir. Aslında terapötik süreç, deneyimin bu örtük yönlerini erişilebilir kılmaktan ibarettir.

Örtük deneyimin, açık düzeyde çözülemez görünen sorunlardan bir çıkış yolu bulmak için gerekenleri deyim yerindeyse “bilmesi”, bedenin doğasından ileri gelmektedir. Gendlin, canlı bir bedenin her zaman yaşadığı ve kendini oluşturduğu durumlarla, en başından itibaren etkileşim içinde olduğunu ve aslında onlarla ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu belirterek mevcut beden kavramını genişletmiştir. Beden durumun içindedir ve durum bedenin içindedir. Her durum bedende örtük (implizit) olarak hissedilir ve beden tarafından birlikte yaratılır. Bedenin yaşamını tanımlayan şey, onu canlı tutan ve yaşatan adımlar anlamına gelir. Dolayısıyla beden, örtük bir duygu olarak algılanabilen (Felt Sense) ve erişilebilen muazzam bir ampirik bilgi zenginliğine sahiptir.

Uygulama için, bu ampirik çalışmalar temel oluşturmuştur. Sonrasında terapötik başarı için kriterler Gendlin ve arkadaşları tarafından araştırılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda ne kullanılan terapötik yöntemin ne de danışan tarafından işlenen içeriğin belirleyici olduğu, ancak danışanların mevcut deneyimleriyle ilişki kurma biçimlerinin belirleyici olduğu ortaya çıkmıştır.

Bilişsel olarak net olmayan dil öncesi (örtük) deneyimlerine atıfta bulunanlar, yani zihin durumlarını ifade etmek için ilk önce kelimeleri aramak zorunda kalanlar, kendileri hakkında konuşmakta sorun yaşamayanlara göre terapiden önemli ölçüde daha fazla fayda sağlamışlardır. Kendileri hakkında konuşmakta sorun yaşamayanlar, kendileriyle olan ilişkinin türünü terapileri sırasında bile öğrenmemiştir.

Sonuçlar ele alındığında kimin psikoterapiden yararlanıp kimin yararlanmayacağı sorusunu cevaplamak amacıyla, eğitim gruplarında, olumsuz bir teşhisi olan danışanlara, doğrudan kendi örtük deneyimlerine dönme ve bundan daha ileri, problem çözme adımları atma yeteneği öğretilmiştir. Bu eğitimler sonucunda danışanlar, terapilerinde kayda değer ilerleme kaydetmişlerdir. Focusing pratiği bu gibi deneyimlerden geliştirilerek ortaya çıkmıştır.

Ayrıca, danışan odaklı psikoterapinin psikiyatri hastaları üzerindeki etkisinin incelendiği uzun soluklu araştırma projelerinin deneyimleri ve sonuçları, focusing terapinin temelleri açısından önemlidir.

Bu çalışmalarda terapistin kendi deneyimlerinin ve danışanları ile iletişiminin ne kadar önemli olduğu ortaya koyulmuştur. Özellikle fenomenler, yani mevcut durumla ve onun örtük deneyimiyle bağlantılı olmayan ve dolayısıyla değiştirilemeyen deneyim ve davranış biçimleri söz konusu olduğunda, terapistlerin kendi deneyimlerinden ilettikleri cevapların (experiential responses) özel bir öneme sahip olduğu gözlenmiştir.
Bu yapıya bağlı, zamana bağlı deneyim ve davranış durumlarıyla çalışmak, focusing terapisinin odak noktasıdır.

Focusing Psikoterapisti Kimdir?

Focusing psikoterapisi eğitimi almış profesyonel, ilişki odaklı bir durumda sizi ilgilendiren her konuda sizinle birlikte çalışan Focusing eğitimlerini tamamlamış bir uzmandır.

Focusing Psikoterapi eğitimi almış psikoterapistten neler bekleyebilirsiniz;

• Size bir bütün ve yetkin bir kişi olarak yaklaşılacaktır.
• Psikoterapist size ne yapacağınızı veya kim olmanız gerektiğini söylemeyecektir. Bunun yerine, durumunuzun fiziksel olarak hissedilen (felt sense) önemini öğrenirken aynı zamanda ortaya çıkan küçük değişim adımlarını algılamanıza yardımcı olacaktır.
• Psikoterapist her zaman kendi FELT SENSE‘si ile temas hâlinde olacaktır. Bu içsel alanı kendi deneyimlerinden bilir ve size asla formüle edilmiş bir şekilde yaklaşmaz. Sadece sizin kendi FELT SENSE‘inize rehberlik edecek birçok yaratıcı yol gösterebilir.
• Focusing psikoterapi eğitimi almış bir psikoterapist, sizi gerçekten anlaşıldığınızı hissettirecek şekilde dinleyecektir.

Focusing odaklı psikoterapi, filozof ve psikolog Eugene Gendlin ile Carl Rogers’ın birlikte çalıştığı Chicago Üniversitesi’nde ortaya çıkmıştır.

Prof. Dr. Gendlin‘in çalışmaları, Amerikan Psikoloji Derneği’nden (APA) üç ödül almıştır.

Gendlin ve meslektaşları, neden bazı psikoterapi danışanlarının terapilerinde başarılı olurken diğerlerinin başarısız olduğunu araştırmıştır.

Başarılı bir terapinin, psikoterapistin tekniği veya yönü ya da tartışılan sorunun doğası tarafından belirlenmediğini tespit etmiştir.

Terapide fark yaratan şeyin, danışanın içsel olarak yaşadıkları olduğu ortaya çıkmıştır.

Başarılı danışanlar, durumları için fiziksel olarak hissedilen, kapsamlı bir duyguya sahip olup olmadıklarını düzenli olarak kendi içlerinde kontrol etmişlerdir.

Başarısız danışanlar ise, seans sırasında değişen mevcut bedensel hislerini veya hislerini paylaşmamışlardır. Bu danışanlar bir şey “üzerine” konuşmuşlar, “bir şeyden” söz etmişler, ancak bedensel durumlarını veya hislerini paylaşan hiçbir ifade kullanmamışlardır.

Bu araştırmalardan yola çıkılarak son elli yılda, Gendlin’in Focusing Psikoterapisi anlayışı üzerine bir çok ampirik çalışma yapılmıştır.

Focusing Psikoterapisi, günümüzde birçok psikoterapi yönteminin temelini oluşturmuştur.

Örneğin;

  • Peter Levine (Somatic Experience – Somatik Deneyimleme) metodunu, Gendlin’in Focusing Psikoterapisi’ni temel almıştır.
  • Aynı şekilde Alman Profesör Luise Reddemann kurmuş olduğu PITT (Psychodynamic imaginative trauma therapy) metodunda, Focusing temellerinden yararlanmıştır.
  • Yine aynı şekilde David Grand’ın Brainspotting metodu, Focusinge dayanmaktadır.
  • Bunlara ek olarak, Leslie Greenberg’in kurmuş olduğu duygu odaklı terapi yönteminin (Emotion-Focused Therapy) temelleri de, Gendlin’in focusing terapisine dayanmaktadır.

Focusing psikoterapisinde psikoterapist, danışanın kendi karmaşık fiziksel deneyimini keşfetmesine yardımcı olacak şekilde danışanını nasıl dinleyeceğini bilir. Danışan, psikoterapistin kendisini yargılamadan tam olarak anlamlandırmak istediğini hissettiğinde, içsel farkındalık düzeyine yönlendirilebilmektedir.

Hepimiz duygulara aşinayız ama “Felt Sense” bir duygu değildir. Bir insan yeteneğidir. Bir durum veya problemin Felt Sense’i ilk oluştuğunda, genellikle belirsizdir. Bir şeyler olduğunu hissedebilirsiniz ancak tam olarak kelimelere dökmek zordur.

Felt Sense doğası gereği bütünseldir ve düşünebileceğinizden veya duygusal olarak bildiğinizden çok daha fazlasını içerir. Sadece psikoterapist ve danışan, Felt Sense ile zaman geçirdiklerinde yeni ve daha net anlamlar ortaya çıkarabilirler.

Felt Sense, sorunu çözmek için gereken kelimeyi, görüntüyü, hafızayı, anlayışı, yeni fikri veya eylem adımını tam olarak anlamladırır. Fiziksel beden, bu hissedilen duyudan gelenin “doğruluğunu” kaydettiğinde tepki olarak bir miktar gevşeme yaşayacaktır. Bu gevşeme bize, daha derin bilinç düzeyiyle temas kurduğumuzu ve doğru yolda olduğumuzu göstermektedir.

Başkalarının nasıl olmanız gerektiğine dair fikirlerini empoze etme, eski travmatik deneyimleri yeniden yaşama hatta sorunların nedenlerini anlama bile genellikle değişiklik getirmemektedir. Ancak terapötik değişiklikler fizikseldir ve uğraştığımız içerik acı verici olsa bile, iyi hissettirir.

Sorunlarınız genellikle küçük, birbirini takip eden adımlarla, Felt Sense ile temasa geçerek ve durumunuza yeni bir şeyler getirmesini bekleyerek çözülmektedir. Sorunlarımızı bildiklerimiz, düşündüklerimiz ve hissettiklerimizle çözmeye çalıştığımızda, sürekli aynı döngüde kaldığımızı gözlemleyebilliriz. Ancak Felt Sense ile, yeni ve gerçek bir değişim ortaya çıkabilir. Felt Sense davranış, duygu ve bilgi seviyelerinde bilinenleri aşar ve bütün bu işlevleri bütünsel bir beden hissinde doğal olarak (implizit, örtük alan) birleştiren yeni seviyede anlam getirir. Kendimizin içselliğini hissettiğimizde ve kendimizle daha derin bağlantılar oluşturduğumuzda, başkalarını dinlemede ve onlarla yeni ve daha tatmin edici şekilde bağlantı kurabilmede geliştiğimizi fark edebiliriz. Bu sayede farklılıklarımızı çözmenin ve aile üyeleri, arkadaşlar ve daha büyük topluluklarımızla işbirliğine dayalı ilişkiler geliştirmenin yolu da açılmaktadır.

Birçok psikoterapi modelinde danışanlar, terapistin fikirlerine veya teorilerine göre değiştirilecek nesneler olarak görülmektedir. Danışan böyle bir muameleye itiraz ederse, “savunmacı”, “dirençli” veya “kendini sabote eden” olarak sınıflandırılır.

Ancak focusing psikoterapide, durumunuz için kendi Felst Sense’nizle iletişime geçmeniz, size neyin doğru veya küçük düşürücü ya da yararsız olduğunu kontrol edebileceğiniz için her türlü psikoterapiyi daha güvenli hale getirmektedir.

Focusing ve terapötik uygulama

Focusing, kişisel ve kültürel yaşam öykülerinden bağımsız olarak tüm insanlar için evrensel olarak ortak olan doğal bir süreçtir. Focusing terapistleri, çeşitli (sözel, yaratıcı, imaj, bedensel ve eyleme yönelik) yöntemlerle süreci başlatır ve ona eşlik eder.

Aşağıdaki özellikler, focusing terapisinin terapötik uygulamasının karakteristiğidir.

– İlişki (danışan ile terapist arasında, danışanın kendisiyle, terapistin kendisiyle) deneyimlenenlerden fazlasıdır. Deneyim süreçleri her zaman somut ilişki bağlamında gerçekleşmektedir.

– Terapistin farkındalıklı ve kasıtsız varlığı (dasein), onun ne yaptığından (teknikten) daha önemlidir. Terapist kendi örtük (implizit) deneyimine bağlıdır ve terapötik eyleminin ana kaynağı olarak ona hizmet eder.

– Terapist, danışanın deneyim sürecini (listening) tam olarak takip eder ve onunla birlikte, belli belirsiz hissedilen ancak henüz

bilinmeyen (Felt Sense) deneyiminin bedensel kalitesini arar ve onu orada “olmaya” davet eder.

– Terapistin konuşmaları asla danışanın ifadelerinin içeriğiyle ilgili değildir (terapist yorumlamaz, analiz etmez veya değerlendirmez). Ancak ya danışanın dikkatini yönlendirme (Guiding) ile ilgilidir ya da terapistin öznel, dolaysız deneyimini devreye sokmasıyla ilgilidir (Responding).

– Terapistin görevi, danışanı kendi gelişimsel adımlarını bulmasında desteklemek için uygun müdahaleleri (experiential responses) kullanmaktır.

– Örtük deneyime ulaşmanın tüm yolları kullanılır (avenues). Çünkü bunlar belirli terapötik yöntemlerin bir özelliği değildir ve her insanda her zaman mevcuttur. Danışanın dilsel olarak ne ilettiği, ne hayal ettiği ve düşlediği, bedeninin sözsüz olarak ne ifade ettiği, nasıl davrandığı, kavramsallaştırılmamış örtük yönlere sahiptir. Aynı zamanda, dil, içsel imgeler, fiziksel duyumlar ve harekete yönelik dürtüler de danışanın örtük deneyimi simgelediği ve ifade ettiği ana alanlardır.

Focusing terapisi öncelikle problemlerle değil, problemin Felt Sense’i ile çalışır. Bu durum her zaman çözüm odaklı, yaşamı teşvik eden adımlar anlamına gelmektedir. Focusing terapisi bu nedenle, kaynak odaklı bir terapi yöntemidir.

Eugene Gendlin Focusing Terapi Enstitüsü Türkiye® (TESCİL NO 2020 161159 TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU) 2021 yılında İzmir’de Abdullah ÖZER tarafından kurulmuştur. Kurucu Başkanı olduğu Focusing Terapi Enstitüsü’nde eğitmen olarak Focusing Terapi eğitimleri vermektedir.

Yayınlanan yazılar kaynak göstermeden, izinsiz kullanılması, kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Yayınlanan yazılar, makaleler, haberler kaynak gösterilerek içeriği değiştirilmemek şartıyla yayınlanmasına izin verilmektedir.

Abdullah ÖZER

Sosyal Çalışmacı, Bilim Uzmanı (Klinik Psikoloji)

Eğitimini almış olduğu Psikoterapi Ekolleri:

  • Focusing (DFI)
  • Pozitif Psikoterapi (WAPP)
  • Psikodinamik Psikoterapi (CSU)
  • Ego State Terapi (EST-DE/ESTI)
  • Ericksonian Psikoterapi (M.E.G.-DE)
  • Logoterapi ve Varoluşçu Analiz (VFI-Wien)
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.