Glutensiz Diyet

0 0

Glutensiz diyet; buğday, çavdar, arpa ve yulaf içeren tüm besinlerden (hububat, makarna ve birçok işlenmiş gıda) tüketmemek manasına gelir. Mısır, patates, pirinç, soya unu zararsızdır. Et, meyveler ve sebzeler gluten içermez.

Soya fasulyesi, mısır, pirinç ve patates güvenlidir. Süt ürünleri başlangıçta gelişen sekonder laktoz intoleransı nedeniyle tolere edilemezken, tedavinin ilerleyen aylarında tüketilebilir.

Undan nişasta ve küçük bileşenlerin yıkanarak uzaklaştırılmasının akabinde ayrılabilen gluten, protein yapısında bir bileşendir ve %65 oranında su içerir. Gluten kuru temelde %75- 86 oranında proteinden oluşurken, geri kalan kısımda bulunan karbonhidrat ve lipid, gluten- protein matriksi içinde sıkıca tutulmaktadır. Glutenin ve gliadin protein fraksiyonlarından oluşan gluten buğdayda bir depo proteinidir. Hamurun yapışkan, viskoelastik özelliklerinin yanı sıra hamurun fermantasyon süresince gaz tutabilme yeteneğinden de sorumludur ve çoğu fırıncılık ürününde görünüş ve ekmek içi yapısına katkıda bulunur. ;

Çölyak hastalarının besinlerdeki glutene hassasiyet düzeyleri farklılık göstermektedir. Birtakım hastalar eser ölçüdeki gluteni tolere edemezken, diğerleri daha büyük ölçülerde gluteni tolere edebilmektedirler. Mısır ve pirinç ise toksik olmayıp diğer tahılların yerine kullanılabilmektedir. Günümüzde çölyak hastaları için “glutensiz gıdalar” olarak isimlendirilen özel bir besin kategorisi altında glutensiz fırın ürünleri üretilmektedir. Bunlar doğal olarak gluten içermeyen pirinç, mısır ve soya unu ile guar yahut amaranttan hazırlanan bisküvi vb ürünleri içermektedir. Çölyak hastalarının tükettikleri glutensiz besinler kimi B kümesi vitaminleri, demir ve diyet lifi içeriği açısından gluten içeren diğer besinlere oranla daha yoksuldurlar.

Çoğu hastada doğru bir glutensiz diyet uygulaması semptomların, histolojik değişikliklerin geri dönmesini ve komplikasyon risklerinin azalmasını sağlamaktır. Tedavinin başarılı olması için gluten diyetten büsbütün çıkarılmalıdır. Glutensiz diyet uygulamasının kemik yoğunluğunu artırdığı, demir eksikliğini düzelttiği, büyüme geriliğini önlediği ve glisemik kontrolü geliştirdiği belirtilmektedir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.