Öfke ve Öfke yönetimi

0 1

ÖFKE VE ÖFKE YÖNETİMİ

Herhangi bir kimse öfkelenebilir. Bu kolaydır.
Ne var ki;
Doğru insana
Doğru derecede
Doğru zamanda
Doğru maksatla ve
Doğru biçimde öfkelenmek
İşte bu zordur…

ARİSTO

Mutluluk, üzüntü, sevgi, korku gibi temel ve evrensel bir duygu olan öfke herkesin yaşadığı, yerine ve zamanına göre yapıcı ve yıkıcı olabilen bir duygudur. Bireyin istek ve ihtiyaçları engellendiğinde, beklentileri karşılanmadığında, haksızlık, adaletsizlik ve kendi benliğine veya yakınında sevdiği birinin benliğine yönelik bir tehdit algıladığında öfke duygusunun yaşanması son derece doğal ve yerinde bir tepkidir.

Diğer yandan, öfkenin çok şiddetli ve sık yaşanması, kontrolden çıkıp uygunsuz bir şekilde kişinin kendisine ve başkalarına zarar verecek şekilde ifade edilmesi öfkenin yıkıcı hale geldiğinin göstergesidir. Öfkenin yıkıcı hale gelmesi iki şekilde ele alınmaktadır. Birincisi; tokat atma, tekme atma, yüksek sesle konuşma, tartışmacı ve saldırgan olma, alay etme, tehdit etme gibi başkalarını incitmeyi ya da çevreye zarar vermeyi amaçlayan doğrudan gözlenebilen tepkilerdir. İkincisi ise, sessizlik, psikosomatik hastalıklar (örn: alerjiler, egzema gibi), aşırı alttan alma, çekingen davranma, ağlama, mutsuzluk ve gerginlik, surat asma, aşırı uyku hali, öfkeyi inkar etme ve bastırma gibi dolaylı olarak gözlenebilen tepkilerdir.

Öfke duygusunu sürekli ve durumsal olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Durumsal öfke, çok hafif bir tepkiden hiddete varana kadar yoğunluğu farklı düzeylerde yaşanan geçici duygusal ve fizyolojik tepkilerdir. Diğer yandan, sürekli öfke, öfkelenmeye yatkın olma durumunu, başka bir deyişle kişilik boyutunu ifade etmektedir. Buna göre, sürekli öfkesi yüksek olan bireyler, günlük hayatlarında, çok basit bir nedene bağlı olarak, birçok farklı durumda, daha çabuk, kolay ve şiddetli bir şekilde öfkelenirler ve daha şiddetli fizyolojik uyarılma gösterirler. Ayrıca, öfkelerini daha olumsuz (öfkeyi kontrol edememe, dışa yöneltme veya bastırma) ifade ederler, işlevsel olmayan baş etme stratejileri kullanırlar (fizksel veya sözel karşı çıkma) ve daha fazla alkol-madde kullanma, daha fazla ilişkisel problem yaşama gibi öfkeye bağlı olumsuz sonuçlar deneyimlerler.

Literatürde zaman zaman öfke, saldırganlık ve düşmanlık terimleri birbiri yerine kullanılmaktadır ancak; bu terimler birbirinden farklı anlamlar içermektedir. Saldırganlık, öfkenin kontrolsüz bir biçimde davranışsal olarak ortaya çıkmasıdır. Bu davranış; hakaret etmek, isim takmak, alay etmek gibi sözel yolla olabilir, tehdit şeklinde olabilir ya da tokat atmak, tekme atmak, vurmak gibi şiddet içeren girişimler şeklinde olabilir. Başka bir deyişle, saldırganlık doğrudan gözlenebilen davranışsal tepkiler olarak ele alınabilir.

Diğer yandan, öfke mutlaka saldırganlığa yol açmaz. Kişi saldırgan davranışlarda bulunmadan, dolaylı olarak gözlenebilen tepkiler şeklinde de öfkesini yaşayabilir. Düşmanlık ise, başkalarını sevmemeyi ve olumsuz değerlendirmeyi içeren bir tutum içinde olmaktır. Başka bir deyişle, öfke bir duygu iken, saldırganlık bir davranış, düşmanlık ise başkalarına karşı olumsuz bir tutum içinde olmaktır.

Yukarıda bahsedildiği gibi öfkenin yıkıcı hale gelmesi sonucu oluşan tepkiler, bireyin sosyal hayatında, mesleki hayatında, kişilerarası ilişkilerinde ve genel yaşam kalitesinde sorunlara yol açabilmektedir. Sosyal olarak, birey öfkesi sonucu şiddet içeren davranışlarda bulunursa tutuklanabilir, yaralanabilir, sevdiği birini kaybedebilir veya suçluluk, utanç gibi olumsuz duygular yaşayabilir. Öfke duygusu fiziki şiddete dönüşmese bile, sözel saldırı veya tehdit davranışları da olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Örneğin, öfkenin yöneltildiği kişi korku hissetmeye başlayabilir, kırgınlık yaşayabilir, gücenebilir ve karşısındaki kişiyi yavaş yavaş hayatından çıkartmaya başlayabilir. Böyle bir durumda öfkeli birey giderek dışlanır ve sosyal desteğini kaybeder.

Mesleki açıdan ele aldığımızda, yoğun ve sık öfke yaşayan insanların daha çok iş değiştirdikleri, işlerinde daha çok çatışma yaşadıkları, daha çok zorlandıkları ve işlerinde tatmin olamadıkları görülmektedir.

Kişilerarası ilişkiler açışından bakıldığında, öfke sorunu olan bireylerin romantik ilişkilerinde sözel ve fiziksel çatışma yaşadıkları, daha az ve zayıf arkadaş ilişkilerinin olduğu ve arkadaş ilişkilerinde çatışma yaşadıkları gözlenmektedir.

Genel yaşam kalitesi olarak ele aldığımızda ise, öfke sorunu olan bireylerin günlük yaşantılarında daha sık ve yoğun öfke hissettikleri, daha şiddetli fizyolojik uyarılma gösterdikleri, öfkelerini daha çok dışa yönelterek ifade ettikleri (insanlara ve nesnelere karşı fiziksel saldırı, sözel saldırı vb.), öfkelerini daha az kontrol edebildikleri, öfkeleriyle baş etmelerinde daha fazla saldırgan ve antisosyal davranışlar sergiledikleri, kendilerini daha az teskin edebildikleri ve daha düşük özgüvenlerinin olduğu görülmektedir.

Öfke duygusunun kontrol edilememesi sonucu sosyal, mesleki ve kişilerarası ilişkilerde sorunların yaşanması dışında, bireyin organik sağlığıyla ilgili sorunları da oluşabilmektedir zira öfke, sık ve şiddetli yaşandığında stres ve gerginlik başlar, enerjiyi arttıran adrenalin ve noradrenalin salgısı artar, nefes alıp vermeler sıklaşır, kalp atışları hızlanır ve kan basıncı artar. Bu fizyolojik değişimler sonucu hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları, bağışıklık sisteminin bozulması gibi birçok sağlık sorunu öfkeye bağlı olarak meydana gelebilmektedir. Bunların yanı sıra; psikolojik sağlık bozulmakta; depresyon, anksiyete bozukluğu ve alkol-madde kötüye kullanımı sık ve şiddetli öfke yaşayan bireylerde görülmektedir .

UZM. PSK. SERRA KAMPEAS

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.