Oyun terapisinin çocuklarda aşırı çekingenlik üzerine etkisi

0 0

Çocuklar kendilerini yetişkinler kadar iyi ifade edemezler. Çünkü kelime dağarcıkları yetişkinlere oranla sınırlıdır. Bu yüzden onları üzen, canlarını sıkan şeyleri anlatmaları oldukça zordur. Çocuklar, kendi iç dünyalarında yaşadıklarını tercih ettiği oyun ve oyuncaklarla bize aktarır ve anlatır. Oyuncak tanımına baktığımızda, eğlenmek için olan nesneler olarak görürüz; oyun ise zaman geçirmek için ve bir takım kuralları olan eğlence olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu duruma çocuklar açısından baktığımızda sadece eğlence olarak tanımlamak yetersizdir. Çocukluk döneminde oldukça büyük bir önem taşıyan, onlara mutluluk veren ve aynı zamanda öğretici bir aktivite olan oyun, çocukların dil, sosyal, psikomotor ve kişiliklerinin gelişimini ekilemekle birlikte, iyi yönde alışkanlıklar ve davranışlar kazanmalarını sağlamaktadır.
Oyunların dil gelişimine olan etkisini incelediğimizde, tek başına oyun oynayan bir çocuğun çoğu zaman sessiz kalmadığını ve oyuncakları ile konuştuğunu, üzüntüsünü anlattığını veya oyuncağına ve kendisine verdiği karakteri canlandırdığını görürüz. Etrafındaki çocuklarla ve insanlarla oynadığı oyunlarda ise daha aktif konuştuğunu ve bu sayede çocuğun kelime dağarcının, anlama ve anlatmasının, iletişim becerilerinin geliştiğini görürüz. Oyunları sosyal gelişim açısından incelediğimizde çocuklar, ikili ve kişiler arası ilişkileri, toplumda var olan kuralları ve toplumsal hayata hazırlanmayı onlar için en rahat olan oyun yoluyla öğrenirler. Oyunları psikomotor gelişim tarafından incelediğimizde çocukların, oyun oynadıkça gelişen ince ve kaba motor becerileri olduğunu görürüz. Çoğu oyunda koordinasyon barındıran aktiviteler olduğu için çocuklarda el ve göz koordinasyonunun gelişimine katkı sağlar ve günlük hayatında çocuk için lazım olan becerileri de oyun yoluyla öğrenmiş olur. Oyunlara kişilik gelişimi açısından baktığımızda oyuncak ve oyunla çocuğun, devamlı olaral kendi becerilerini, isteklerini oyuna aktardığından dolayı kendi kişiliğini ön plana çıkardığını bununla birlikte kendine olan güveninin artttığını görürüz.
Çocukların kendi duygu ve düşüncelerini anlatmaları ve onlar için uygun bir yol olan, oyun terapisi ile iletme yolu sunulur. Çocuklarda çok sık rastlanılan çekingenlik duygusu vardır. Çekingen çocukları aileleri, bu durumun çocuğun ileriki yaşamını etkileyebileceğini düşünürler. Çocuklar yeni bulundukları, tanımadıkları ortam ve kişilere karşı mesafeli olabilirler. Ancak bu durum ne kadar sorun olarak görünse de gayet normaldir. Çocuk bu çekingenlik duygusunu zamanla ve ortamları tanıyarak aşabilmektedir. Çoğu çocukta bu çekingenlik durumu belli bir düzeyde vardır. Ancak aslolan bu çekingenlik durumunun çocucğun işlevselliğini bozacak düzeyde olmasıdır. Çekingen çocukların sosyal açıdan sorun denilebilecek düzeyde özellikleri vardır. Çocuklarda çekingenliğin azaltılması ve sorun düzeyinde olan özellikleri ortadan kaldırabilmek için oyun terapisi uygulayabiliriz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.