Şema terapi ve bilişsel davranışçı terapi

0 0

ŞEMA TERAPİ

Şema Terapide kullanılan şema kavramı erken dönem Jeffrey Young tarafından geliştirilmiş olan Şema Terapi modeli, erken dönem yaşantıların, yetişkinlik dönemindeki yansımalarının keşfine ve değişimine odaklıdır. Değişime dirençli zor vakalar ya da kişilik bozuklukları alanı hedefiyle yola çıkan yaklaşım, zamanla diğer psikolojik sorun alanlarında, bireysel, grup ve çift terapileri gibi farklı sorunlarda da uygulanmaya başlamıştır. Son on yıldır sürdürülen araştırmalar, yaklaşımın etkililiğine yönelik dikkate değer kanıtlar sunmaya başlamıştır.

Şemalar organizmanın hayatta kalması için gerekli yapılardır. Bu nedenle işlevsel olan şemaların varlığını devam ettiren bazı davranışları vardır. Çevre ile uyum bozucu sonuçlara sahip olsa bile, tek bir şemanın doğruluğunun sorgulanması tüm sistemi etkiler. Bu nedenle şemanın geçerliliğini tehdit eden durumlarda, şema kendisini korumak için çeşitli eylemlerde bulunur.

uyum bozucu şema kavramı yerine bir kısaltma olarak kullanılır. Şema terapi, kendimizle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili olarak geliştirdiğimiz olumsuz, uyum bozucu şemaları konu edinir.

Şema terapi, değiştirilmesi zor, çocukluk ve ergenlik döneminde belirgin kökenleri bulunan psikolojik rahatsızlıklar (borderline kişilik bozukluğu gibi) için tasarlanmış, bilişsel, davranışçı, kişiler-arası ve yaşantısal teknikleri birleştiren, bütünleştirici bir teori ve terapi yaklaşımıdır .

BİLİŞSEŞ DAVRANIŞÇI TERAPİ

Bilişsel Davranışçı Terapi psikoloji ve psikopatoloji (ruhsal rahatsızlıklar) alanındaki bilimsel bulgulara dayalı olarak geliştirilmiş, bilimsel ilkelerin psikoterapi alanına uygulanmasıyla ortaya çıkmış çağdaş bir psikoterapidir. Psikoterapi ruhsal rahatsızlık veya sorunları sözel etkileşim yoluyla (görüşmelerle) çözme tekniğine verilen genel addır. Bilişsel Davranışçı terapi ruhsal rahatsızlıkları açıklarken ve nedenlerini araştırırken psikoloji biliminin verilerine dayanır. Bu rahatsızlıkların çözümünde kullandığı sözel ve davranışsal yöntemler de aynı şekilde bu bilimsel ilkelere ve öğrenme kuramlarına dayalıdır.

Dayandığı temel itibarıyla diğer psikoterapilerden farklı olan bilişsel terapinin tedavi uygulamaları süreç ve içerik olarak yapılandırılmıştır. Öncelikle kişinin güncel sorunlarına odaklanır, süre olarak daha sınırlı, ve daha çok sorun çözme hedeflidir. Bilişsel Davranışçı terapi sadece başvuranların güncel sorunlarını çözmez aynı zamanda bütün yaşamları süresince sorunlarını çözmekte kullanabilecekleri özel bir takım beceriler de öğretir. Bu beceriler çarpık düşünceleri saptamak, inançlarını değiştirmek, çevreyle yeni ilişkiler kurmak ve davranış değişikliğidir.

Pratik bir takım zorunlu durumlar bir yana bırakıldığında (belli bir süreyle terapiye gelebilme imkanı gibi) terapinin ne kadar süreceği terapistle danışan tarafından birlikte verilir. Genellikle 2-3 seanstan sonra ilk seanslarda ortaya konulan amaçlara ne kadar sürede ulaşılabileceği konusunda terapistin kabaca bir fikri olur. Bazı danışanlar için 6-10 görüşme gibi çok kısa bir süre yeterli olabilir. Daha uzun süreli sorunları olan kimi danışanlar aylarca hatta bir yılı geçen bir süre boyunca terapide kalmayı seçebilirler. Danışanla başlangıçta, çok ağır bir kriz durumu söz konusu değilse haftada bir kez görüşülür. Kişi kendini daha iyi hissetmeye başlar başlamaz seansların aralığı açılmaya başlar önce 15 günde bir daha sonra üç haftada bire doğru görüşmeler kademeli olarak seyrekleştirilir. Bu henüz terapide iken öğrenilen becerilerin gündelik hayat içinde uygulanarak denenmesi şansını verir. Terapi sona erdikten 3, 6 ve 12 ay sonra birer güçlendirme seansı yapılır.

Bilişsel davranışçı terapinin çocuk ve ergenlerde kullanımı da oldukça iyi sonuçlar vermiştir. Genellikle depresyon, anksiyete bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, enürezis noktürna, travma ve travma sonrası stres bozukluğuyla ilişkili semptomların tedavisinde kullanılır.

Bilişsel davranışçı terapi ile birlikte ilaç tedavisinin birlikte yürümesi mümkündür. İlaç kullanılması gerektiğini düşündüğü durumda terapistiniz bu durumu size söyleyerek durumun avantajlarını ve dezavantajlarını sizinle tartışacaktır. Birçok durum hiç ilaç kullanmadan tedavi edilebileceği gibi sadece ilaç kullanımıyla geçen sorunlar söz konusu olabilir. Her iki tedavi türünün de etkili olduğu durumlarda tercih danışmaya gelen kişiye bağlıdır. Bazı durumlar genellikle iki tedavinin birlikte kullanımına daha iyi cevap verir.

Bu terapi türünün etkililiğini gösteren bilimsel veriler mevcuttur. Bu veriler bilişsel davranışçı terapinin aşağıda sayılan sık görülen psikiyatrik bozuklukların tedavisinde etkili olduğunu göstermiş ve bilişsel davranışçı terapi bu bozuklukların tedavisini konu alan pek çok kılavuzda etkili bir tedavi yöntemi olarak yer almıştır:

  • Anksiyete bozuklukları

  • Obsesif kompulsif bozukluk

  • Panik bozukluk

  • Hipokondriyazis

  • Travma sonrası stres bozukluğu

  • Yaygın anksiyete bozukluğu

  • Depresyon

  • Cinsel işlev bozuklukları

  • Çift tedavileri ve aile terapileri

  • Alkol ve madde kötüye kullanımı

  • Yeme bozuklukları

  • Somatoform bozukluklar

  • Sosyal fobi

  • Özgül fobiler

  • Tik gibi çeşitli davranış problemleri

  • Yeme bozuklukları

  • Ayrıca KDT’nin aşağıda yer alan diğer durumlarda da tedaviye katkı sağladığı gösterilmiştir:

  • Şizofreni

  • İki uçlu bozukluk (Bipolar bozukluk)

  • Öfke kontrolü

  • Kişilik bozuklukları

  • Ağrı kontrolü

  • Çeşitli sağlık sorunlarına uyum sağlama

  • Uyku bozuklukları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.