Sosyal fobi

0 3

SOSYAL FOBİ

Toplumda, her 10 kişiden birinde görülen, genellikle 15-25 yaşları arasında başlayan,
kronik ve ilerleyici bir rahatsızlık olan sosyal fobi (sosyal anksiyete) genel anlamıyla;
utanmaktan, küçük düşmekten, rezil olmaktan, sosyal ortamlarda başkaları tarafından
olumsuz değerlendirilmekten yoğun şekilde korkma ve korkulan durumlardan
kaçınma eğilimi ile tanımlanabilecek yaygın bir anksiyete (kaygı) bozukluğudur.

Fobik ortamlarda en sık karşılaşılan fiziksel belirtiler
yüz kızarması
çarpıntı
titreme
terleme
kaslarda gerginlik
karında huzursuzluk hissi ağız kuruluğu
ateş basması ya da üşüme hissi
başta basınç hissi ya da baş ağrısı

Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun
olarak yaşarlar
Toplum içinde konuşmak
Otorite durumundaki kişilerle birlikte olma
Bir iş yaparken başkası tarafından izlenmek
Biriyle tanışmak
Kendisine şaka yapılması, takılınması
Kalabalıkta yemek yemek
Kalabalıkta telefonla konuşmak
Genel tuvaletleri kullanmak
Misafir kabul etme
Başkalarının önünde yazı yazmak

Sosyal fobi özgül ve yaygın olmak üzere iki farklı şekilde görülmektedir. Özgül
sosyal fobi, yukarıda belirtilen durumların bir ya da birkaçında, genellikle performans
gösterilmesi gereken durumlarda korku duyulması ve bu durumlardan kaçınılmasıdır.
Yaygın sosyal fobi ise; kişilerarası ilişki gerektiren ya da başkası tarafından
izlenebileceklerini düşündüren hemen her ortamda korku duymak ve kaçınmaktır.
Korkulan durumlardan kaçınma davranışı sosyal fobik bireylerde çok belirgindir ve
bazen tam bir sosyal yanlızlıkla sonuçlanabilir. Birey korkulan durumlardan kaçınmak
için bir takım davranışlar sergiler.
Örneğin;
Ne söyleyeceğini zihninde tekrar edip doğru kelimeleri seçmeye çalışmak
Yavaş, sessiz yada çok hızlı konuşmak
Yüzünü eliyle gizleme davranışlarını sık yapmak, yüzünü örten saç modeli seçmek
Vücudun bir çok yerini kapatan kıyafetler giymek
Kendinden ve duygularından bahsetmemek, görüşlerini ifade etmemek
Meydan okuyucu ve reddedici bir tutuma girmemek. Her zaman kabullenici, ortama
uyan bir tavır edinmek

Güvenli bir kişiye yada yere yapışmak
Sosyal ortamlarda bulunduğunda sürekli kaçış yolunu gözlemek
Hiçbir zaman ortama tam anlamıyla dahil olmamak, dışarıda kalmak, pasif bir rol
üstlenmek.

Sosyal fobinin; utangaçlık ve çekingen kişilik bozukluğundan ayırt edilmesi oldukça
önemlidir. Sosyal fobi, utangaçlığın ötesinde bir durumdur. Utangaçlık, rahatsızlık
verici ve hoş olmayan fakat yeti yıkımına yol açmayan bir kavram olarak tanımlanır.
Sosyal fobi ise; kendi isteklerini açıkça ortaya koyamama, başkalarının beklentilerine
fazla önem verme, hayır diyememe, aşırı derecede kendinin farkında olma, kendini
fazla eleştirme, kendi hatalarını gözünde fazla büyütme, incelendiği düşüncesi ile
kalabalık ortamlarda göz önünde bulunmaktan rahatsızlık duyma gibi eğilimleri
kapsayan ve belli oranda sosyal ve mesleki yeti yıkımına yol açan bir kavram olarak
tanımlanır. Çekingen kişilik bozukluğu ise; sosyal fobinin daha ağır bir görünümü
olarak düşünülebilir. Kendine güven eksikliği ve düşük öz saygı, sosyal becerilerde
yetersizlik inancı, kabul göreceğinden emin olmadıkça sosyal ilişkiye girmekten
kaçınma gibi belirtileri kapsar.
Toplumda yapılan epidemiyolojik çalışmalar, sosyal fobinin kadınlarda erkeklerden 2
kat daha çok görüldüğüne işaret etmektedir. Ancak, klinik örneklemde sosyal fobinin
kadınlarla erkeklerde eşit görüldüğü gözlenmektedir. Toplumda yapılan çalışmalarla,
klinik örneklemlerle yapılan çalışmalar arasındaki bu fark, kadınlarla erkeklerin
durumlarına uyumda farklı stratejiler kullanmalarıyla ilgili olabilir. Örneğin, erkekler
sosyal fobileriyle baş etmede alkol kullanımına daha çok başvurdukları için toplumda
yapılan araştırmalarda sosyal fobileri saptanamıyor olabilir çünkü daha çok alkol
problemleri ön planda olmaktadır. Öte yandan, sosyal fobik kadınlar ise, toplumsal
rollerini kısıtlayarak evde kalmayı tercih ediyor ve tedavi için başvurmadıklarından
klinik verilere dahil edilmiyor olabilirler.
Bir diğer önemli nokta da, tipik başlangıç yaşı 15-25 olan sosyal fobinin tedavisine 30
yaşından sonra başvurulmasıdır. Sosyal fobisi olan bireyler, depresyon, alkol-madde
bağımlılığı vb. bozuklular tabloya eklenmeden genellikle tedaviye başvurmazlar
çünkü sosyal fobinin doğasında var olan olumsuz değerlendirilme korkusu, yardım
alma davranışını engelleyen bir faktördür. Ayrıca, sosyal fobiye en çok eşlik eden
depresyon, alkol-madde bağımlılığı ve intihar riski kolayca tanınıp tedavi edilmekte,
ancak sosyal fobi, yani altta yatan temel tablo atlanabilmektedir.

Sosyal fobik bireylerin kendi davranışları ve başkalarının bu davranışlarını yargılama
biçimlerine ilişkin işlevsel olmayan bazı düşünce ve inançları vardır. Buna göre;
Kişi performans sergiler–> başkaları tarafından olumsuz değerlendirileceğine inanır –
-> kaygı oluşur –> performans düşer –> sosyal fobinin şidddeti artar –> sosyal
performans daha da bozulur.
Böylece birey kendini bir kısır döngünün içinde bulur. Bu kısır döngünün devamına
neden olan bir başka etken de, sosyal fobik bireylerin olumsuz değerlendirileceklerine
ilişkin düşünce ve inançlarına kanıt bulabilmek için dikkatlerini seçici olarak
olumsuzluklara odaklamaları ve aşırı kişisel farkındalıklarıdır. Başka bir deyişle;
sosyal fobikler:

 Güvenlik davranışlarıyla kendilerini dış sosyal ortamdan yalıtırlar ve dikkatleri
kendilerine yoğunlaşır
 Diğer insanlarla karşılaştırıldığında bulundukları ortamdaki ayrıntıları daha az
hatırlarlar
 Ayrıca diğer insanların yüz ifadelerini daha olumsuz algılarlar
 Sonuç olarak kendileri hakkında çok şey bilmelerine rağmen kendileri dışındaki
şeyler hakkında çok az şey bilirler
 Aradaki boşlukları da sosyal anksiyeteyle ilişkili imgelerle doldururlar.

Genellikle sosyal fobik bireylerin işlevsel olmayan düşünce ve inançları 5 temel
grupta toplanabilir. Bunlar:
1) Sosyal anksiyete oluşturan ortamda fiziksel bir belirti veya utandırıcı bir davranış
ortaya çıkacak (örn: kızarma, titreme, kekeleme vb.)
2) Bu fiziksel belirti veya davranış, ortamdaki diğer kişiler tarafından fark edilecek
3) Ortamdaki kişiler bu belirti veya davranış ile ilgili olumsuz değerlendirme
yapacaklar.
4) Olumsuz değerlendirme sadece davranışa değil, bireyin kişiliğine genellenecek ve
birey o ortamda reddedilecek veya istenmeyecek.
5) Kişi felaketleştirme yaparak kendini değersiz hissedecek.

Sosyal fobik bireylerde temelde 2 inanç vardır: a) her seferinde aynı şeyler olacak
(olasılık öngörüsü), b) bana aptal, anormal, bir işe yaramaz vb. diyecekler (bedel
öngörüsü). Ancak bu iki çekirdek biliş batılı toplumlardaki sosyal fobinin temel
bilişsel yapısını açıklayabilmekte, doğulu toplumlardaki yapıyı açıklamakta eksik
kalmaktadır. Son zamanlarda 3. alternatif biliş olarak “başkalarına rahatsızlık verme”
diye adlandırılan, kişinin bağlı olduğu topluluğu küçük düşürme, topluluğa utanç
getirme topluluk tarafında red ve dışlanma kaygısını içeren bu çekirdek biliş kümesi
sosyal fobinin evrensel bilişsel formülasyonuna eklenmektedir. Örneğin, Türk
toplumunda çok sık görülen “başkalarının yanında bizi utandırma” söylemleri bu
bilişi desteklemektedir. Batılı bireyci topluluklardaki sosyal fobik benliğine yönelmiş
olumsuz bilişlerle uğraşırken, kollektivist toplumlarda sosyal fobik ait olduğu
topluluğa olumsuz stres getirmenin suçluluğuyla baş etmeye çalışır. Bu yüzden
toplumumuzdaki sosyal fobi vakalarını daha iyi anlayabilmek için daha önce
değinilen ‘olasılık öngörüsü’ ve ‘bedel öngörüsüne’ ek olarak ‘başkalarına rahatsızlık
verme’ çekirdek bilişi de göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç olarak, erken başlangıcı ve süreğenliği olan, her 10 kişiden birinde görülen,
tedavi edilmediğinde bireyin iş, sosyal ve özel yaşamını kısıtlayan, yaşam kalitesini
bozan, beraberinde sıklıkla alkol-madde kötüye kullanımını, depresyonu ve intihar
riskini taşıyan sosyal fobi tanınır tanınmaz, etkili tedavi için gerekli girişimlerin
yapılması faydalı olacaktır.

UZM. PSK. SERRA KAMPEAS

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.