Tanatofobi (ölüm korkusu/kaygısı)

0 0

Ölüm, bireyin hayati faaliyetlerinin kesin olarak sona ermesidir. Canlının ölümünden bahsedebilmek için, hayati faaliyetlerin bir daha geri gelmemek üzere sona ermesi şarttır. Bu makalemizde Tanatofobi yani ölüm korkusu/kaygısı, ölüm korkusunun sebepleri ve bu korku ile baş etme yöntemlerinden kısaca bahsedeceğiz.

İnsanoğlu dünden bugüne en büyük çaresizliğini ölüm karşısında yaşamıştır. Kaçınılmaz gerçek, nihai son yani ölüm ve ölümsüzlük isteği arasında sıkışıp kalmış, hayatta kalmak adına birlik olmuş, toplumlaşmış, devletleşmiş, tıbbı, bilimi, teknoloji geliştirmiş, öncesinde mağara ve kalelerle şimdilerde ise pencere demirleri, kilitli kapılar ile hayatta kalmak için çareler aramıştır.

Varoluşçu psikoterapinin en önemli temsilcilerinden ve Ölüm Korkusunu Yenmek isimli kitabın yazarı Irvin David Yalom “Ölüm korkusu her zaman ve her yerde bulunur ve ölüm korkusu o kadar büyüktür ki, hayat enerjisinin büyük bir bölümü ölümün inkarına harcanır” demiştir. Ölüm kaygısı, doğum ile başlayıp hayat boyu devam eden bireyin artık var olmayacağının, bir hiç olacağını idrak etmesi sonucunda oluşan bir duygudur. Çok boyutlu bir kavram olan ölüm kaygısı, içerisinde belirsizlik ve yalnızlık korkusu, yakınlarını yitirme korkusu, kişisel kimliği kaybetme korkusu, ölüm sonrası cezalandırılma korkusu, geride kalanlar için endişelenme, denetimi kaybetme korkusu, acı duyma korkusu, bedenini kaybetme ve yok olma korkusunu barındırmaktadır.

Ölüm korkusu/kaygısını yaş, cinsiyet, kişilik özellikleri, sosyokültürel etkenler, gelişimsel süreç, dini inançlar, meslekler ve ölümcül hastalık durumları etkilemektedir. Tanatofobi tanısını koymak için Yaşlılar için Depresyon ölçeği (YDÖ), Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri (StateTrait Anxiety Inventory – STAI-I, STAI-II), Templer Ölüm Kaygısı Ölçeği (ÖKÖ), Ölüme İlişkin Depresyon Ölçeği (ÖDÖ), Kısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) kullanılmaktadır.

Zaman zaman hepimiz ölüm gerçeği ile yüzleşiriz, bir yakınımız öldüğünde, hastaneye gittiğimizde, kaza haberlerine denk geldiğimizde, hastalandığımızda, yaşlanmaya başladığımızda, bazen çocuklarımızın büyüdüğünü farkettiğimizde zamanın hızlı aktığını ve sona yaklaştığımızı hissederiz lakin bu korku hayatımızı sekteye uğratacak, bizi yaşamaktan alıkoyacak şekilde sürekli ölümü düşünmeye itecek kadar ciddi boyutlarda olmaz. İşte bu noktada ölüm kaygısı normal olmaktan çıkar ve tanatofobiye dönüşür.

Tanatofobi ile baş etmek için bir şeyler üretmek, ileriye dönük bırakılabilecek eserler ortaya koymak, maruz kalma, kabullenme, kendi hayatımızın bir anlamı olduğuna inanmak ve bu anlam peşinde yaşamak, yaşamın son bulacağı endişesine kapılmak yerine hayatın bize sunduklarına odaklanmak, hayatınızda ve önceliklerinizde değişiklikler yapmak, ailenizden, arkadaşlarınızdan sosyal destek almak gibi yöntemlere başvurabilirsiniz. Ölüm kaygısı ciddi anlamda sizi yaşamaktan , anda kalmaktan alıkoyacak bir seviyede ise bu duruma psikolog desteği ile tam bir çözüm bulmak önemlidir. Siz de tanatofobi ile baş etmekte zorlanıyorsanız Psikoterap-ist Eğitim ve Danışmanlık Merkezi bünyesinde çalışan Uzman Klinik Psikologlarımızdan ya da diğer meslektaşlarımızdan destek alabilirsiniz. Siz değerli okuyucularımıza her anından keyif aldığınız bir yaşam diliyoruz, teşekkürler.

Uzman Klinik Psikolog Damla KANKAYA

Sosyolog Gözde ÇIRAK

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.