Üniversite sınavına girmeden önce…

0 0

Sınava yeterince, hatta fazlasıyla çalışıp sınav öncesi ve sırasında kaygı yaşamak, performansınızı ortaya koymanıza, bildiğiniz soruları cevaplamanıza, süreyi yetiştirmenize, okuduğunuzu anlamanıza ve sonuçta bütün bir yılın hazırlık ve emeğinin karşılığını almanıza engel olabilir.

Sınav kaygısı genelde ailenin tavırlarından kaynaklandığı için, ailelere tek bir sözüm var: Sınava kadar “sınav, ders” kelimelerini unutun. Olumlu ya da olumsuz hiçbir şekilde sınavdan bahsetmeyin. “Zaten yapamayacaksın! Bu nasıl deneme sınavı sonucu! Biz bunun için mi seni bunca yıl, her şeyden kısıp en iyi okullara, etütlere gönderdik! El aleme ne deriz!” gibi olumsuz cümleler kadar, “Sen yaparsın! Biz sana güveniyoruz! Aslan oğlum, ilk 100’e girecek! Zaten bu sınav senin için çerez sayılır!” gibi aşırı güven içeren cümleler de, çocuğunuzun sırtına fazla sorumluluk yüklemek ve strese sokmak demek… Tabii ki, eş dost, akraba, komşu, öğretmenler, arkadaşlar da sınavla ilgili konuşmasa iyi olur. Bunu elinizden geldiği kadar sağlamaya çalışın.

Peki, bu hafta sonu YKS sınavlarına girecek siz sevgili gençler, sınav kaygınız varsa neler yapabilirsiniz?

Olumsuz düşüncelerin yerine, daha sağlıklı ve olumlu olan cümleleri koymaya çalışın. “Yapamayacağım. Başaramayacağım! Bir yıl daha hazırlanmam gerekecek.” gibi cümleler yerine “Ben yeterince hazırlandım. Elimden gelenin en iyisini yapacağım ve istediğim bölüme gireceğim.” diyebilirsiniz.

Lütfen kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Önemli olan sizin ne yaptığınız. Sizden daha çok ya da daha az puan alanlar olacaktır ve bu sizin okumak istediğiniz bölüme yerleşmeniz için engel değil.

Aile ve bazen de öğretmenlerin yaptığı gibi, o potansiyele sahip olsanız bile “… Üniversitesi, … Bölümü olmalı! Olmazsa olmaz! Başka tercih yapmam!” gibi tek bir hedef belirlemek ya da mükemmel olmayı beklemek, kaygınızı artırabilir. “Olacağına inanıyorum. Ama olmazsa da başka seçeneklerim var.” diye düşünmek sizi rahatlatacaktır.

Bu son haftada, uyanıp kahvaltı yapıp, o günkü trafiğin yoğun olabileceğini de hesaba katıp rahat bir şekilde sınav merkezinde olacak şekilde uyku düzeni oluşturmaya çalışın. Uykusuz kalmayın.

Sınav sabahı, dokunma ihtimaline karşı her zaman yediğinizden içtiğinizden farklı bir şey yiyip içmeyin. Az da olsa kahvaltı yapın. Bu beyninizin daha sağlıklı çalışması için gereklidir.

Sınava gireceğiniz yeri, ulaşımı öğrenmek açısından önceki günlerden görmeye gidin.

İhtiyacınız yokmuş gibi gelse de sınav öncesi tuvalete gidin. Sonra çıkamayacaksınız.

Sınav salonuna geldiniz, başlıyoruz: Az bir miktar kaygı herkeste olur. Özellikle de ilk anlarda… Soruları okudukça ve çözdükçe geçecektir.

Her zamanki alışık olduğunuz ders sırasına göre soruları çözün, düzeninizi bozmayın.

Çözemediğiniz sorularla çok uğraşmayın. Sorunun yanına bir yıldız, cevap kağıdına kurşun kalemle küçük bir çizgi koyup geçin. Süre kalırsa dönüp bakarsınız. ÖSYM, zor sorulara 10 kat puan vermiyor. Süre kaybetmeyin. Cevap kağıdındaki minik çizgi kaydırma yapmamak için, boş bıraktığınızı sınav heyecanıyla unutabilirsiniz.

Şıkları ikiye indirdiyseniz, daha doğru gibi geleni işaretleyebilirsiniz. Hiçbir fikriniz yoksa boş bırakın. Yanlışlar doğruları götürmesin.

İlk verdiğiniz cevabın yanlış olduğundan yüzde yüz emin değilseniz, yorulmuş kafanızla size öyleymiş gibi geliyor diye cevabı değiştirmeyin. Büyük bir ihtimalle ilk cevap doğrudur.

Cevap kağıdına kodlamayı önünüzdeki her iki sayfayı bitirince yapmanız en uygun olanı. Tek tek kodlama, zaman kaybı ve dikkat dağınıklığına, sona bırakmak çözdüğünüz soruları kodlamadan sürenin bitmesine sebep olabilir ki, kimse soru kitapçığındaki çözümlere bakmıyor.

Etrafla, başkalarının ne yaptığıyla ilgilenmeyin. Size harıl harıl soru çözüyormuş gibi gelen öğrenci, belki de sorularla boğuşuyor, bilemezsiniz. Boşuna moralinizi bozmayın.

Süre az kaldı ve daha çözmeniz gereken çok soru varsa, kalemi bırakıp pes etmeyin. Kimse bütün soruları doğru ve zamanında çözmenizi beklemiyor. Ne kadar yaparsanız, o kadar hedefinize yaklaşmış olacaksınız.

Ve en önemlisi: Kaygı nedeniyle okuduğunuz anlamıyorsunuz, beyniniz durdu, hiçbir şey yapamıyorsunuz… Kalemi, kağıdı bırakıp arkanıza yaslanın. Yavaş yavaş, ağız kapalı, burundan derin nefes alın, nefesinizi tutun ve ağzınızdan verin. O sırada tüm vücudunuzu gevşetmeye çalışın. Bunu, gerekiyorsa birkaç defa yapın. Vücut gevşediği zaman beynimizin gerginliği de azalıyor. Ondan sonra kaldığınız yerden devam edin.

Tabii ki, terapi ortamı gibi olmayacak ama, umarım size faydam olur çocuklar! Hepinize başarılar ve emeğinizin karşılığını almanızı diliyorum! Umudumuz, geleceğimizsiniz!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.